İK Sahnesi

Blog Onboarding

İlk 90 gün: oryantasyonu bir etkinlik değil süreç olarak kurmak

Çoğu şirkette oryantasyon ilk günün sabahına sıkışır. Oysa yeni çalışanın kalma kararını verdiği yer üçüncü aydır.

Oryantasyon bir gün değildir. Çoğu şirkette ilk gün bir hoş geldin sunumu, bir laptop teslimi ve bir yemek davetiyle geçer; sonra yeni çalışan kendi başına kalır. İşe alım maliyetini düşünürsek bu, en pahalı ihmallerden biridir.

İlk 90 günü bir süreç olarak kurmak, üç ayrı soruya üç ayrı zamanda cevap vermek anlamına gelir.

İlk 30 gün: bağlam

Bu dönemde amaç üretmek değil, anlamaktır. Yeni çalışanın öğrenmesi gerekenler sırayla şunlardır:

  1. Şirket neyi, kime, nasıl satıyor?
  2. Kendi ekibinin çıktısı kimin işine giriyor?
  3. Kimden ne zaman yardım isteyebilir?

Üçüncü soru en çok atlananıdır. Bir "kime sorarım" haritası, en iyi oryantasyon dokümanıdır.

İkinci 30 gün: ilk katkı

Otuzuncu günden sonra küçük ama gerçek bir iş verilmelidir. Sahte proje değil; sonucu birilerini etkileyen, ölçülebilir, iki hafta içinde bitebilecek bir iş. İlk katkının görünür olması, aidiyeti hızlandırır.

İnsanlar işe alındıkları için değil, faydalı olduklarını gördükleri için kalır.

Üçüncü 30 gün: geri bildirim

Doksanıncı gün bir kutlama değil, bir muhasebe olmalıdır. Karşılıklı: yönetici çalışana, çalışan da sürece not verir.

  • Beklentiler ilk gün söylenenle aynı mı?
  • Hangi kaynak eksikti?
  • Hangi tanıştırma yapılmadı?

Bu üç sorunun cevabını yazılı toplayan şirketler, altıncı ay ayrılmalarını gözle görülür biçimde düşürür.

Oryantasyon, işe alımın son adımı değil; elde tutmanın ilk adımıdır.


Pratik bir öneri: 30-60-90 şablonunu yöneticiye değil, çalışana verin. Kendi ilerlemesini işaretlediği bir belge, İK'nın takip ettiği bir belgeden her zaman daha canlı kalır.