Etkinlik çıkışında cebi kartvizit dolu dönen insan, çoğu zaman hiç kimseyi tanımamıştır. Network kurmak temas sayısını artırmak değil, karşılıklı olarak hatırlanmaya değer bir şey bırakmaktır.
Sayı değil, sıra
Bir etkinlikte yirmi kişiyle iki dakika konuşmak yerine, dört kişiyle on dakika konuşun. İkinci senaryoda ertesi gün adınızı hatırlayan en az iki kişi olur; birincisinde sıfır.
- Kendinizi tanıtırken unvan değil, uğraştığınız problemi söyleyin.
- Karşı tarafa "ne iş yapıyorsun" değil, "şu sıralar neyi çözmeye çalışıyorsun" diye sorun.
- Konuşmayı, verebileceğiniz somut bir şeyle kapatın: bir isim, bir kaynak, bir tanıştırma.
Network, alacaklarınızın değil verdiklerinizin toplamıdır.
Takip, tanışmanın kendisidir
Tanışmanın gerçek kısmı etkinlikte değil, sonraki hafta olur. Kırk sekiz saat içinde tek satırlık bir mesaj atın ve mesajda mutlaka konuştuğunuz konudan bir detay olsun. "Tanıştığımıza memnun oldum" mesajı hiçbir şey hatırlatmaz; "kalibrasyon toplantısındaki o şablonu sormuştun, ekte" mesajı bir ilişki başlatır.
İyi takip mesajı kısa, spesifik ve karşı tarafa iş çıkarmayan mesajdır.
Ağınızı bakımsız bırakmayın
- Üç ayda bir, geçen yıl tanıştığınız beş kişiye gündemsiz bir mesaj atın.
- Birine yardım ettiğinizde karşılık beklemeyin; hesap tutan ağlar çabuk dağılır.
- Kendiniz de isteyin. Hiç yardım istemeyen kişi, ağın pasif üyesidir.
İK Sahnesi buluşmalarında en sık duyduğumuz cümle şu: "Yıllardır aynı sektördeyim ama ilk kez benzer sorunu yaşayan biriyle konuştum." Network tam olarak budur; kartvizit değil, o cümle.